KORONOVİRÜS SEBEBİ İLE İŞVERENLERİN KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİNDEN FAYDALANMASI

Corona virüsü (COVID-19) vakalarının küresel ekonomide ve çalışma hayatında yarattığı aksamalardan, gerek genel ekonomik, sektörel, bölgesel kriz veya zorlayıcı sebeplerle işyerindeki haftalık çalışma sürelerinin geçici olarak en az üçte bir oranında azaltılması veya süreklilik koşulu aranmaksızın işyerinde faaliyetin tamamen veya kısmen en az dört hafta süreyle durdurulması hallerinde, işyerinde üç ayı aşmamak üzere (Cumhurbaşkanı kararı ile 6 aya kadar uzatılabilir.) sigortalılara çalışamadıkları dönem için kısa çalışma ödeneği ödenebilir.

Kısa çalışma uygulaması bakımından “Genel Ekonomik” kriz

Ulusal veya uluslararası ekonomide ortaya çıkan olayların, ülke ekonomisi ve dolayısıyla işyerini ciddi anlamda etkileyip sarstığı durumlardır.

Kısa çalışma uygulaması bakımından “Bölgesel Kriz”

Ulusal veya uluslararası olaylardan dolayı belirli bir il veya bölgede faaliyette bulunan işyerlerinin ekonomik olarak ciddi şekilde etkilenip sarsıldığı durumlardır.

Kısa çalışma uygulaması bakımından “Sektörel Kriz”

Ulusal veya uluslararası ekonomide ortaya çıkan olaylardan doğrudan etkilenen sektörler ve bunlarla bağlantılı diğer sektörlerdeki işyerlerinin ciddi anlamda sarsıldığı durumlardır.

Kısa çalışma uygulaması bakımından “Zorlayıcı Sebepler”

İşverenin kendi sevk ve idaresinden kaynaklanmayan, önceden kestirilemeyen, bunun sonucu olarak bertaraf edilmesine imkân bulunmayan, geçici olarak çalışma süresinin azaltılması veya faaliyetin tamamen veya kısmen durdurulması ile sonuçlanan dışsal etkilerden kaynaklanan dönemsel durumları ya da deprem, yangın, su baskını, heyelan, salgın hastalık, seferberlik gibi durumlardır.

İşyerinde Kısa Çalışma Uygulanabilmesi için;

İşverenin; genel ekonomik, sektörel, bölgesel kriz veya zorlayıcı sebeplerle işyerindeki çalışma süresinin önemli ölçüde azaldığı veya durduğu yönünde İŞKUR’a başvuruda bulunması ve İş Müfettişlerince yapılan uygunluk tespiti sonucu işyerinin bu durumlardan etkilendiğinin tespit edilmesi gerekmektedir. Bu tespit sonucunda işverenlerin kısa çalışma ödeneğinden faydalanmaları için şartlar ise şu şekildedir;

  • İşverenin kısa çalışma talebinin iş müfettişlerince yapılacak inceleme sonucu uygun bulunması,
  • İşçinin kısa çalışmanın başladığı tarihte, çalışma süreleri ve işsizlik sigortası primi ödeme gün sayısı bakımından işsizlik ödeneğine hak kazanmış olması (Kısa çalışmanın başladığı tarihten önceki son 120 gün hizmet akdine tabi olanlardan son üç yıl içinde en az 600 gün süreyle işsizlik sigortası primi ödemiş olanlar), kısa çalışma ödeneği işçinin işsizlik ödeneğine bağlı olmakla beraber işçinin işsizlik ödeneği hakkının kazanılması gerekmektedir. Eğer ki işçi işsizlik ödeneği hakkını kazanmamış durumda ise işverenler başvuruda bulunabilirler fakat İŞKUR incelemesi sonucunda yapılan tetkiklerdeki sonuçlara bağlı olarak karar verilmektedir. Kısa çalışma ödeneğine hak kazanan işverenler 3 ay süreyle aldıkları ödenekler, işçinin daha sonraki başvuracakları işsizlik maaşlarından kazanıldığı süre kadar düşümü yapılacaktır.
  • İş müfettişlerince yapılacak inceleme sonucu kısa çalışmaya katılacaklar listesinde işçinin bilgilerinin bulunması,

Kısa Çalışma Talebinde Bulunulması ve Talebin Değerlendirilmesi;

İşverenler, genel ekonomik, sektörel, bölgesel kriz veya zorlayıcı sebeplerle “Kısa Çalışma Talep Formunu ve kısa çalışma yaptırılacak işçilere ilişkin bilgileri içeren listeyi” manyetik ve yazılı ortamda doldurarak kısa çalışma başvurusunda bulunulabilir. İş Müfettişlerince yapılan uygunluk tespiti sonucu işverene İŞKUR tarafından bildirilir. İşveren de durumu, işyerinde işçilerin görebileceği bir yerde ilan eder ve varsa toplu iş sözleşmesine taraf işçi sendikasına bildirir. İlan yoluyla işçilere duyuru yapılamadığı durumlarda, kısa çalışmaya tabi işçilere yazılı bildirim yapılır. Kısa çalışma talebi uygun bulunan işveren Kurumca bildirilen sürede Kısa Çalışma Bildirim Listesini “http://media.iskur.gov.tr/21711/kisa-calisma-odenegi_ek_kisacalisma-odenegi-bildirim-listesi_i.xlsm” güncelleyerek gönderir.

Kısa Çalışma Ödeneği Süresi, Miktarı ve Ödenmesi;

Günlük kısa çalışma ödeneği; sigortalının son oniki aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının % 60’ıdır. Bu şekilde hesaplanan kısa çalışma ödeneği miktarı, aylık asgari ücretin brüt tutarının % 150’sini geçemez. Kısa çalışma ödeneği, çalışmadığı süreler için, işçinin kendisine ve aylık olarak her ayın beşinde ödenir. Ödemeler PTT Bank aracılığı ile yapılmaktadır. Ödeme tarihini öne çekmeye Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı yetkilidir.

  • Kısa çalışma ödeneği, işyerinde uygulanan haftalık çalışma süresini tamamlayacak şekilde çalışılmayan süreler için aylık olarak verilir.
  • Kısa çalışma yapılan süreler için, kısa çalışmaya tabi tutulan işçiler adına SGK Aylık Prim ve Hizmet Belgesi ile eksik gün gerekçesi “18-Kısa Çalışma Ödeneği” olarak bildirilir.
  • Kısa çalışma ödeneğinin süresi üç ayı aşmamak kaydıyla kısa çalışma süresi kadardır ve kısa çalışma ödemeleri, hak edilen işsizlik ödeneğinden mahsup edilmektedir.
  • Kısa çalışma ödeneğinin süresini altı aya kadar uzatmaya ve işsizlik ödeneğinden mahsup edilip edilmeyeceğini belirlemeye Cumhurbaşkanı yetkilidir.

 

KORONAVİRÜS NEDENİ İLE VERGİSEL İŞLEMLER HAKKINDA DUYURU

ELEKTRONİK ORTAMDA GERÇEKLEŞTİRİLEBİLECEK VERGİSEL İŞLEMLER HAKKINDA DUYURU

Bilindiği üzere gerek ulusal gerekse uluslararası boyutta yakından takip edilen Yeni Korona Virüs Hastalığı (Covid-19) ile mücadele kapsamında uzmanların yaptığı tavsiyeler, değerlendirmeler ve analizler çerçevesinde zorunlu durum olmadıkça vatandaşlarımızın kalabalık ortamlarda bulunmaması önem arz etmektedir. Bu çerçevede, vergi mükelleflerimiz tarafından bizzat vergi dairelerine gidilerek yapılan vergi ödeme, beyanname gönderme, dilekçe verme, başvuru yapma vb. işlemlerin Başkanlığımızca mükelleflerimizin hizmetine sunulan WEB veya MOBİL uygulamalar üzerinden elektronik ortamda, hızlı, güvenilir bir şekilde ve 7/24 yapılabileceğini önemle hatırlatırız.

  1. Vergi ile Tapu Harcı, Trafik Para Cezası, T.C. Kimlik Kartı Bedelleri vb. harç ve idari para cezalarına ilişkin ödeme işlemlerinizi İNTERAKTİF VERGİ DAİRESİ’nin web (ivd.gib.gov.tr) adresi ve mobil (GİB Mobil) uygulaması üzerinden banka kartı veya kredi kartı ile gerçekleştirebilirsiniz. Banka kartı veya kredi kartı ile ödenebilen vergiler ve anlaşmalı bankaların listesine https://www.gib.gov.tr/yardim-ve-kaynaklar/yararli-bilgiler/anlasmalibankalar-vergi-tahsil-yetkisi-verilen-bankalar adresinden ulaşılabilmektedir.
  2. Kira, ücret, menkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratlarınıza ilişkin gelir vergisi beyannamelerinizi, Başkanlığımızın HAZIR BEYAN SİSTEMİ’ne web (hazirbeyan.gib.gov.tr) adresi veya mobil (HAZIR BEYAN) uygulaması üzerinden erişerek elektronik ortamda hazırlayarak vergi dairenize gönderebilir ve tahakkuk eden vergilerinizi aynı ortamda banka kartı veya kredi kartınız ile ödeyebilirsiniz. Mükellefiyet kaydı olmayanlar ve Hazır Beyan Sistemi üzerinden daha önce beyanname vermemiş olanlar da bu uygulama üzerinden beyanname verebilirler.
  3. Kira geliri elde eden 60 yaşını doldurmuş mükelleflerimiz ile engelliliği veya hastalığı nedeniyle vergi dairesine gidemeyecek durumda olan mükelleflerimizin, Vergi İletişim Merkezini (189) aramaları durumunda, adreslerine gidilerek beyannamelerini hazırlamalarına ve göndermelerine yardımcı olunacaktır.
  4. Vergi dairesine verilmesi gereken; İşe Başlama, Adres Değişikliği, İşi Bırakma, Şube Açılış Ve Kapanışı, Özelge Talebi, Uzlaşma Başvurusu, Borcu Yoktur Yazısı İle Mükellefiyet Durum Yazısı vb. başvuru veya taleplerinizi elektronik ortamda İNTERAKTİF VERGİ DAİRESİ’nin web (ivd.gib.gov.tr) veya mobil (GİB Mobil) uygulaması üzerinden gerçekleştirebilir ve sonuçlarını takip edebilirsiniz.
  5. İNTERAKTİF VERGİ DAİRESİ aracılığı ile yapabileceğiniz iş ve işlemlerin listesine ivd.gib.gov.tr adresinde yer alan “Neler Yapabilirim” sekmesinden ulaşabilirsiniz. 6- Tereddüt ettiğiniz hususlar veya bilgi almak istediğiniz diğer hususlar hakkında Vergi İletişim Merkezi (VİMER -189) arayabilirsiniz. Yeni Korona Virüs Hastalığı (Covid-19) nedeniyle oluşabilecek sağlık risklerini önlemek amacıyla elektronik ortamda yapılabilen tüm iş ve işlemlerinizi bu yöntemle yerine getirmenizi önemle tavsiye ederiz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

GİB/13.03.2020 – GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ALÜMİNYUM SEKTÖRÜNDE YENİDEN KDV ORANLARI DEĞİŞİMİ…

Bilindiği üzere KDV Tevkifatı yıllardır sektörlerimize hızlıca uygulanmış olup, ara zamanlarda KDV Tevkifat oranlarında değişiklikler yapılmıştır. 03.03.2020 tarihinden itibaren 31057 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 31 seri numaralı KDV Genel Tebliği ile Bazı teslimlerde KDV Tevkifat oranı değişmiştir. Buna göre yeni KDV oranları 01.04.2020 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek olup, oranlar ve sektörler şunlardır.

KAPSAM  

ESKİ ORAN

01.04.2020’DEN
İTİBAREN YENİ ORAN
Külçe Metal Teslimi 5/10 7/10
Bakır, Çinko, Alüminyum ve Kurşun Ürünlerinin Teslimi  

5/10

 

7/10

Hurda ve Atık Teslim 5/10 7/10

Gelir İdaresinden Yeni E-Uygulama Geliyor.

Globalleşen dünyada E Hizmetlerin önemi oldukça artmış durumdadır. Hal böyle olunca Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yeni E-Uygulama hizmeti Vergi Usul Kanunu tebliğ taslağında yayınlandı. Yayınlanan taslağa göre;

Güvenli Mobil Ödeme ve Elektronik Belge Yönetim Sistemi Vergi Usul Kanunu Taslağı

     Gelir İdaresi Başkanlığı Güvenli Mobil Ödeme ve Elektronik Belge Yönetim Sistemi Tebliği duyurusunda e-fatura, e-arşiv fatura ve diğer e-uygulamalarda sağlanan başarılar ve kullanım kolaylığı nedeni ile mükelleflerin iş süreçlerini, ödeme veya tahsilat işlemlerini, müşterilere düzenlenmesi gereken belgelerinde verimliliği artırmanın hem mükellefler hemde Gelir İdaresi tarafından önem arz ettiğini ve bu nedenlerde mükelleflerin iş ve tahsilat süreçlerini kolaylaştırmak amacı ile  Güvenli Mobil Ödeme ve Elektronik Belge Yönetim Sistemi tebliğ taslağı çalışmaları yaptıklarını duyurdu.

Gelir İdaresi Başkanlığı Güvenli Mobil Ödeme ve Elektronik Belge Yönetim Sistemine İlişkin Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğ Taslağı duyurusu

Ülkemizde  iletişim teknolojileri, finansal teknoloji gelişmeler ile elektronik belge uygulamalarında kat edilen önemli gelişmeler,  mükelleflerimizin iş süreçlerini, ödeme ve tahsilat süreçlerini, müşterilerine düzenlemekte oldukları belgelerin oluşturulması, iletilmesi ve muhafazasında sağlamakta olduğu verimlilik, maliyet avantajı, işlem kolaylığı ve etkin analiz ve denetim kolaylığı nedeniyle, yeni uygulamaların mükelleflerimizin kullanımına sunulmasının önemini artırmaktadır.

Bankalar, elektronik para kuruluşları, ödeme kuruluşlarınca sunulan yeni teknolojik gelişmelere uygun, kullanımı kolay, yüksek ve fiziksel POS cihazları gerektirmeyen daha düşük maliyetli çözümler uygulamada ortaya çıkmaya başlamaktadır. Bu gelişime uygun olarak vergi mevzuatı çerçevesinde mal ve hizmetlerin satışına yönelik işlemlerle buna yönelik tahsilatların güvenliğinin ve belge düzeninin sağlanması hususu da son derece önem arz etmektedir.

Bu Tebliğ ile yukarıda belirtilen gelişmelere uygun ve “Güvenli Mobil Ödeme ve Elektronik Belge Yönetim Sistemi” olarak tanımlanan sistem çerçevesinde, mükelleflerce gerçekleştirilen mal ve hizmet satışlarına ait bedellerin tahsilatı ile mali belgelerin elektronik ortamda oluşturulmasına ilişkin satış, tahsilat ve elektronik belge uygulamalarının Bakanlığımızca yetkilendirilen kurum ve kuruluşlar tarafından mükelleflerin kullanımına sunumu ve mükellefler tarafından kullanımı sırasında uyulması gereken usul ve esaslara yer verilmiştir.

Çin pazarına Canton’dan girilecek

Türkiye’nin ikinci en önemli ticaret ortağı olan Çin, yıllardır süren ihracat politikasının yanında artık ithalata da ağırlık verme kararı aldı. Önümüzdeki nisan ayında gerçekleşecek Canton İthalat İhracat Fuarı, Türk firmalarına Çin pazarına girme yolunu açacak.

HABER: SÜMEYRA YARIŞ TOPAL

Türkiye ile Çin arasındaki ticaret hacmi 21.55 milyar dolara ulaştı. Ancak Türkiye ile Çin arasındaki ticari ortaklık, Çin’in Türkiye’ye ihracat yapması yönünde gelişiyor. Bu ilişkiyi Türkiye’nin de Çin’e ihracat yapması yönünde geliştirecek olan Canton İthalat İhracat Fuarı, 15 Nisan’da kapılarını açacak. Söz konusu fuar, Çin pazarına girmenin en kolay yollarından biri olarak görülüyor.

KÖKLÜ GEÇMİŞ

Canton İthalat İhracat Fuarı, Çin’de 1957’den bu yana yılda iki faz şeklinde gerçekleşiyor. Ancak söz konusu fuarda 2007’ye kadar yalnızca Çinli sektör temsilcilerinin ürünleri dünya ülkeleri ile buluşuyordu. Yani Canton Fuarı, Çin’in ihracatını artırmayı hedefliyor ve Çin firmalarının haricinde diğer ülkeler fuarda stant açamıyordu. Çin’in ticaret politikasının ithalat yönünde değişmesi ile birlikte fuar da kabuk değiştirdi. Artık fuarın belli bir bölümünde dünyanın diğer ülkelerinden gelen firmaların da stant açması sağlanıyor ve Çin pazarına ithalat gerçekleşiyor.

MADENCİLİĞE İLGİ

Çinli firmalar da Türk ürünlerini alma konusunda istekli. Söz konusu pazarda en çok madencilik ve kimyevi ürünlerin ithalatının yapılması öngörülüyor. Çin pazarına giriş kapısı olarak görülen Canton Fuarı ve fuar öngörüleri, İstanbul Ticaret Odası’nda gerçekleşen Canton İthalat İhracat Fuarı Bilgilendirme Toplantısı’nda ele alındı. Toplantıda iki ülkenin fuar vesilesi ile ticari ortaklıklarını geliştirebilecekleri konuşuldu. Fuar yetkilileri Türkiye’ye, ‘Türkiye’den ürün almaya istekliyiz’ mesajı verdi.

TÜRK ÜRÜNLERİNİN KALİTESİ TARTIŞILMAZ

Çin heyetini karşılayan İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Ahmet Özer, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, “İki ülkenin ticari potansiyelini geliştirmek istiyoruz” dedi. Çin’in dünya pazarlarını etkileyecek büyük bir pazar olduğunu ifade eden Özer, “Biz de bu pazarda yer almak istiyoruz. Türk mallarının kalitesi tartışılmaz” diye konuştu. Türk firmalarının pazara girmekte zorlandığını da ifade eden Özer, vize konusundaki sıkıntıların çözülmesini talep etti.

 

TÜRKİYE CAZİP BİR ÜLKE

Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği Ticaret Müşaviri Liu Yuhua, Türkiye’nin Çin için cazip bir ülke olduğunu söyledi. Bir Kuşak Bir Yol Projesi’nden de bahseden Yuhua, “Üst düzey görüşmeler devam ediyor. İkili ticari ilişkilerin gelişmesi için elimden geleni yapmak istiyorum” diye konuştu.

 

 

KARŞILIKLI KAZANÇ SÖZ KONUSU

Çin Dış Ticaret Merkezi (CFTC) Yönetim Kurulu Başkanı Li Jinqi, İstanbul’un Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan eşsiz bir kent olduğunu ifade ederek, “Canton Fuarı da Çin ile dünyayı birbirine bağlayan bir ticaret köprüsü niteliğinde” diye konuştu. Jinqi, “Canton, dünyaya satmak ve dünyadan almak üzere kurgulanmış bir fuar ve bu fuarda karşılıklı kazanç söz konusu. Canton’da ithalat platformu 2007’de açıldı ve bu platformdan 100’den fazla ülke faydalandı. Geçtiğimiz yıl Canton Fuarı’nda 74 Türk firması ihracat için yer aldı. Bizler Türkiye’den en çok madencilik ve kimyevi ürünler konusuna ilgiliyiz” diye konuştu.

Bakanlık açıkladı: 6 bin firmaya teşvik

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından, geçen yıl 5 bin 914 firmaya yatırımlarındaki bina inşaat harcamalarıyla makine ve teçhizat alımlarında belirli muafiyet ve destekler sağlayacak yatırım teşvik belgesi verildi. Belgelerde öngörülen sabit yatırım tutarı toplam 157 milyar 296 milyon lira olarak kayıtlara geçti. Sektörlere göre sabit yatırım tutarı, hizmetlerde 64 milyar 865 milyon lira ve imalatta 64 milyar 285 milyon lira oldu.

Yatırımcılara bina inşaat harcamalarıyla makine ve teçhizat alımlarında belirli muafiyet ve destekler sağlayan Yatırım Teşvik Belgesi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca 2018’de 5 bin 914 firmaya verildi.

AA muhabirinin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı verilerinden derlediği bilgilere göre, geçen yıl 5 bin 914 yatırım teşvik belgesi düzenlendi. Belgelerde öngörülen sabit yatırım tutarı toplam 157 milyar 296 milyon lira oldu.

Düzenlenen belgelerin 5 bin 581 adedi yerli, 333 adedi yabancı sermayeli firmalar tarafından alındı. Yerli firmalara düzenlenen teşvik belgelerinde öngörülen toplam sabit yatırım tutarı 114 milyar 776 milyon lira, yabancılara düzenlenen teşvik belgelerinde ise 42 milyar 521 milyon lira olarak kayıtlara geçti.

Geçen yıl düzenlenen belgelerin 3 bin 662 adedi komple yeni yatırım, bin 783 adedi tevsi, 519 adedi de diğer nitelikteki yatırımlardan oluştu. Komple yeni yatırımlar için öngörülen sabit sermaye yatırım tutarının 80 milyar 821 milyon lira olduğu belirlendi.

Bu dönemde düzenlenen teşvik belgelerinin bölgelere göre dağılımı incelendiğinde, en çok sabit yatırımın 80 milyar 319 milyon lira ile Marmara bölgesine yapılacağı öngörüldü.

Yatırım teşvik belgelerinde öngörülen sabit yatırım tutarı, Ege bölgesi için 21 milyar 677 milyon lira, İç Anadolu için 18 milyar 154 milyon lira, Akdeniz için 11 milyar 703 milyon lira, Güneydoğu Anadolu için 11 milyar 154 milyon lira, Karadeniz için 7 milyar 365 milyon lira, Doğu Anadolu için 2 milyar 929 milyon lira ve muhtelif bölgeler için 3 milyar 995 milyon lira oldu.

EN ÇOK TEŞVİK BELGESİ İMALAT SEKTÖRÜNDE

Geçen yıl en çok yatırım teşvik belgesi 3 bin 250 adet ile imalat sektörüne verildi. Bu sektörü, bin 598 adet ile hizmet, 619 adet ile enerji, 281 adet ile tarım ve 166 adet ile madencilik sektörleri takip etti.

Sektörlere göre sabit yatırım tutarları da hizmetlerde 64 milyar 865 milyon lira, imalatta 64 milyar 285 milyon lira, enerjide 21 milyar 833 milyon lira, madencilikte 3 milyar 785 milyon lira ve tarımda 2 milyar 528 milyon lira oldu.

Teşvik fiyatlara tam yansıdı

2018 yılında iç pazarın eylül ayında yüzde 65, ekim ayında ise yüzde 80 düşmesinin ardından Hazine ve Maliye Bakanlığı, otomotiv sektörüne yönelik vergi desteğini devreye soktu.

 

1 Kasım’da devreye giren ve 2019’da 3 ay uzatılan bu destekle 1. 6 litre ve altı motora sahip matrah (vergisiz) fiyatı 70 bin TL ve altındaki otomobillere uygulanan yüzde 45 oranındaki ÖTV yüzde 30’a, matrahı 70 bin TL ile 120 bin TL aralığında olan otomobillere uygulanan yüzde 50 oranındaki ÖTV  ise yüzde 35’e indirildi. Matrah fiyatı 120 bin TL’nin üzerindeki otomobillerin ÖTV oranları ise yüzde 60’ta kaldı, desteklenmedi.

Alt gruba yapılan bu destek o sınıftaki otomobil fiyatlarına yaklaşık yüzde 9-10 indirim olarak hesaplandı. Ancak teşviklerin devreye girmesinden itibaren tüketicilerden gelen “Fiyatları indirmediler, aksine artırdılar” şikayetleri hiç kesilmeden artarak devam etti. Marka yetkilileri kurdaki artışları bile tam olarak yansıtmadıklarını, bu şikayetlerin doğru olmadığını söylemesine rağmen, kimse otomobillerde indirim olduğuna inanmadı.

DENETİMLER BİLE YAPILDI

Hatta bu konuda yapılan şikayetler üzerine Rekabet Kurumu ekipleri, eş zamanlı olarak ÖTV teşvikinden yararlanan tüm markaların genel merkezlerini ziyaret etti. Akşam saatlerine kadar devam eden denetimlerde, fiyat listeleri kontrol edilirken, bilgisayarlardaki yazışmalar incelemeye alındı. Bu denetimlerden çıkan rapor henüz yayınlanmadı ama sektör yetkilileri denetimlerden bir şey çıkmadığını, ÖTV indirimlerinin fiyatlara tam olarak yansıtıldığının belirlendiği bilgilerini verdi. Otomotiv veri şirketi Cardata’nın Genel Müdürü Hüsamettin Yalçın da geçtiğimiz hafta satışta olan sıfır kilometre araçların son 2 seneyi kapsayan fiyat artışlarını içeren geniş tablosunu gönderdi. Bu tablodan en çok satan otomobilleri çıkarıp, ekim-aralık dönemi fiyat farklarına baktım. Hem yüzde 30’luk hem de yüzde 35’lik ÖTV diliminde yer alan otomobillerde teşviklerin neredeyse tamamı fiyatlara yansıtılırken, bazı modellerde indirimler yüzde 20’yi bile aşmış durumda.

Teşvik fiyatlara tam yansıdı

Bu listenin tamamına isteyen çok rahatlıkla Cardata’dan ulaşabilir. Ben yüzde 30’luk ÖTV dilimine giren bazı modelleri örnek olması için seçtim. Ama hem yüzde 30, hem de yüzde 35’lik ÖTV diliminde fiyatları artan bir tane bile model yok. Bu fiyat indirimleri yüzde 30’luk dilimde yüzde 10 ve üzerinde, yüzde 35’lik ÖTV diliminde ise en az yüzde 9 ve üzerinde yer alıyor.

250 milyon TL’lik alım için geldiler

İstanbul Ticaret Odası, Yan Sanayi Borsası ile 29 yıldır KOBİ’lerin dünya devi firmalara tedarikçi olmasını sağlıyor. Borsa’nın son konuğu Silverline oldu. Silverline 250 milyon TL’lik hammadde alımı için İTO Yan Sanayi Borsası’nın kapısını çaldı.

Kobi’ler, İstanbul Ticaret Odası Yan Sanayi Borsası aracılığıyla büyük firmalar için tedarikçi oluyor. Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Teşkilatı’nın (UNIDO) desteğiyle İTO bünyesinde 1990’da kurulan borsanın son konuğu, yerli beyaz eşya devi Silverline oldu. Silverline, 250 milyon TL’lik hammadde alımı için İTO Yan Sanayi Borsası’na (YSB) başvurdu.

27 FİRMA

Tedarikçi buluşması kapsamında 27 borsa üyesi, Silverline ile görüşme masasına oturdu. Üyelerine 29 yıldır yerli ve yabancı iş ortağı bulan YSB, her yıl 30 ana tedarikçiyi İstanbul’a getiriyor. YSB’nin 3 bin 500 yan sanayici üyesi bulunuyor ve firmaların yüzde 91’i ihracatçı konumunda. Borsa şu ana kadar 35 yabancı yan
sanayi borsası ile de işbirliği yaptı.

SAVUNMA SANAYİ

YSB, 21 Mart’ta gerçekleşecek Savunma Sanayi Tedarikçi Günleri ile de KOBİ’leri, savunma sanayinin devleri ile bir araya getirecek. ASELSAN, HAVELSAN, TAI ve Roketsan’ın ana sanayici olarak katılacağı etkinlikle ikili görüşmeler gerçekleşecek.

KOBİ’lerin dilinden tedarikçi günleri

KOBİ’ler, bugüne kadar Tedarikçi Günleri sayesinde dünya devleri ile birçok işbirliği fırsatı yakaladı. Silverline ile yapılan Tedarikçi Günleri’ne katılan KOBİ’ler deneyimlerini anlattı:

HER YIL KATILIYORUM

Gür Metal Döküm: Yılda 3-4 tedarikçi gününe katılıyorum. Bu etkinlik sayesinde birçok yerli ve yabancı firma ile çalışma şansı yakaladık.
Randevu alıp görüşme için gitmek yerine, büyük firmalar İstanbul Ticaret Odası vesilesi ile bizimle görüşmek için geliyor.

GÜVENİLİR ORTAM

Maktel Makina ve Tel Sanayi: Bu görüşme, ihracat açısından potansiyel müşteri oluşturdu.
Tedarikçi günlerine şu ana kadar 4-5 defa katıldık.
Bu etkinlik, iki şirketin de birbirini tanıdığı güvenilir bir ortam oluşturuyor.

YENİ ŞEYLER ÖĞRENDİK

Önder Kablo: Tedarikçi günlerine 3-4 kere katılma fırsatı bulduk. Hepsi olumlu geçti. Bunlardan yeni şeyler öğrendik.

Yan sanayiye milyarlık fırsat

Üyelerine iş ortağı bulan İTO Yan Sanayi Borsası (YSB), Tedarikçi Günleri’nde firmaları bu kez Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) ile buluşturdu. Özel programa ilk kez gelen MKEK, bu yıl yurt içinden 1 milyar 21 milyon liralık mal alımı yapmayı planlıyor.

İstanbul Ticaret Odası Yan Sanayi Borsası (YSB), ‘Tedarikçi Günleri’ organizasyonlarıyla yerli ve yabancı ana sanayicilerle Türkiye’deki yan sanayi firmalarını satın alma masasında buluşturuyor. 1990’da Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Teşkilatı’nın (UNIDO) desteğiyle İTO bünyesinde kurulan Yan Sanayi Borsası, büyük firmalarla, onlara tedarikçi olacak küçük ve orta boy işletmeleri B2B masasında bir araya getiriyor. İTO’nun Yan Sanayi Borsası üyeleri geçen hafta da savunma sanayisinden kurumların yetkilileri ile görüşme imkanı buldu. Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK), Yan Sanayi Borsası üyeleriyle görüşme masasına oturmadan önce, katılımcı firmalara MKEK’i tanıtan bir toplantı yapıldı.

DAHA ÇOK ÜRETECEĞİZ

Toplantının açılışında konuşan İTO Başkan Yardımcısı İsrafil Kuralay, “Daha iyisini yapmak işbirliğine dayanıyor. Kamu ve özel sektörün işbirliği halinde çalışması hem savunma ürünlerini hem firmaları hem de ülke ekonomisini güçlendirecektir” dedi. İTO’nun kapısının yan sanayicilere her zaman açık olduğunu kaydeden Kuralay, “Organizasyonun bereketli olmasını arzu ediyoruz. Zaten istihdam seferberliği de var. Tedarikçiler iş aldıkça, ana firmalar daha çok ürettikçe bu olacak. Yan Sanayi Borsası’nın düzenlediği Tedarikçi Günleri de iyi bir zemin, iyi bir fırsat” şeklinde konuştu.

TAMAMI YERLİ

MKE Kurumu Genel Müdür Yardımcısı Hayrettin Özden ise toplantıda, kurumun köklü geçmişini anlattı. Kurumun KİT statüsünde ve yüzde 100 yerli olduğunu belirten Özden, “Önceden barut kesesinden mühimmat sandığına kadar her şeyi kendimiz yapıyorduk. Ancak artık ana ürünler, bunların ana bileşenleri ve kritik ürünler dışındakilerde olabildiğince alt yüklenici kullanıyoruz. Bunları yerli firmalarımıza ihale ediyoruz” dedi.

2018 yılında 270 milyon liralık işi alt yüklenicilere yaptırdıklarını anlatan Özden, “Bunlar, talaşlı imalat, hazır ana bileşen veya hammadde temini gibi işler. Bunun yanı sıra da 125 milyon liralık, daha çok personel çalıştırma olarak alt yüklenicilerden hizmet satın aldık” diye konuştu.

Son yıllarda yatırım konusunda yeni politikalar geliştirdiklerini kaydeden Özden, özellikle makina tezgahında yerli firmalarla çalıştıklarını, gizlilik sözleşmesi yaptıklarını ifade etti.

SANAYİYİ BESLİYOR

MKE Kurumu Genel Müdür Yardımcısı Hayrettin Özden, savunma ürünlerinin yanı sıra birçok sivil ürün de ürettiklerini belirtti. Demiryolu rayı, takım tezgahı üretimi, motor bloklarının dökümüyle başlayan bu hizmetin Türkiye sanayisinin ihtiyacı olan ana ürünlerle devam ettiğini kaydetti. Özden, özellikle yüksek vasıflı çelik ve pirinç üreterek yerli sanayinin kullanımına sunduklarını söyledi.

Genel Müdür Yardımcısı Hayrettin Özden, tedarikçi olacak yerli yan sanayi firmalarıyla eşgüdüm halinde çalıştıklarını, MKE tesislerinden bilgi edinmelerine ve örnek almalarına imkan sağladıklarını kaydetti. 
Bu şekilde ortak başarı sağladıklarını belirten Özden, tedarikçi firmalara teşekkür etti.

DÖNEM HEDEFİ

MKE Kurumu İkmal Dairesi Şube Müdürü Ebru Koçak Tatoğlu ise kurumun yurt içinden yaptığı toplam tedarik tutarına göre yan sanayi kullanım oranının yüzde 52 olduğunu ifade etti. Tatoğlu, MKE’nin bu yıl yurtiçinden tedarik etmeyi planladığı mal alım bedelinin 1 milyar 21 milyon lira olduğunu açıkladı. Tatoğlu, kurumun 2023 hedeflerinden birinin yan sanayiye 400 milyon dolar iş hacmi oluşturmak olduğunu kaydetti.

Programın ikili görüşme safhasında 200’den fazla firma, MKEK’nin fabrika ve birimlere göre ayrılmış 12 ayrı masasında kurum yetkilileriyle B2B görüşme yaptı. İki gün süren programın ardından, Genel Müdür Yardımcısı Hayrettin Özden, İTO Genel Sekreter Yardımcısı Özcan Tokel’e teşekkür ederek, İstanbul Ticaret Odası’nın, firmalarla buluşmaya imkan ve zemin hazırlamasından dolayı çok memnun olduklarını ifade etti.

DÜNYANIN DÖRT BİR YANINDA MÜŞTERİSİ VAR

MKE son yıllardaki milli hassasiyetler ve yerli üretim atağı sebebiyle yerli tedarikçilerle çalışmaya ağırlık verdi. 2015’ten bu yana satışları artan ve kârlılık sağlayan MKE, 2018’de 1.8 milyar liralık satış yaptı. Kurum 104 milyon liralık dönem kârı elde etti. Kurum son dönemde yıllık ortalama 50-100 milyon dolarlık ihracat da yapıyor. Filipinler’den ABD’ye kadar birçok ülkeye ürün satan MKE’nin en büyük müşterileri Ortadoğu ve Afrika ülkeleri.

MKEK’NİN SİSTEMİNE KAYDOLUN

MKE Kurumu, ihalelerine katılımın artırılması ve ihalelerin duyurulması amacıyla Tedarikçi Yönetim Sistematiği kurdu. 
Bu sistemde toplam bin 540 İstanbul firması bulunuyor. Kurum ihaleleri, bu sisteme kayıtlı firmalara e-posta ile de bildiriliyor. Sisteme kaydolmak için İkmal Dairesi Başkanlığı’ndan ‘Yaklaşık Maliyet ve Şartnameler Şubesi Müdürlüğü’ ile mkekykm@mkek.gov.tr e-posta adresinden irtibata geçmek yeterli.

TEDARİKTE 4 YÖNTEM

MKEK İkmal Dairesi Başkanı Ahmet Konur, kurumun mal ve hizmet tedariğinde belli usuller kullandığını söyledi. Kurumun, ilan yapılmaksızın ve teminat alınmaksızın doğrudan temin ile alım yapabildiğini kaydeden Konur, “Özel sektör firmalarından ortak üretime ilişkin olarak gelen işbirliği teklifleri, doğrudan temin şeklinde yapılıyor” dedi. Konur, tedarik usullerini şöyle sıraladı: 
Açık ihale, belli istekliler arasında ihale, pazarlık usulü ve doğrudan temin.

İHALEDE YERLİ MALINA AVANTAJ

MKEK’nin ihale duyuruları Kamu İhale Bülteni’nde ve kurumun web sitesinde (www.mkek.gov.tr) yayımlanıyor. Kanun uyarınca yerli malı teklif eden istekliler lehine yüzde 15 oranında fiyat avantajı sağlanıyor.

MKE KURUMU TEDARİK SİSTEMİNDEKİ SEKTÖRLER

  • Kimyasallar
  • Mekanik (talaşlı) imalat
  • Sac metal aksamı
  • Metal malzemeler
  • Plastik ve kauçuk aksamları
  • Dövme-döküm parçaları
  • Ambalaj malzemeleri
  • Tahaffuz malzemeleri
  • Elektrik-elektronik malzemeleri
  • Kaplama
  • Refrakter malzemeler
  • Ferro alaşımlar
  • Kesici takımlar
  • Makina ve teçhizat malzemeleri
  • Hırdavat malzemeleri
  • Patlayıcılar
  • Diğer

İhracatta ‘dijital’ dönem başlıyor

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, “İhracatta çok büyük bir dönüşümü gerçekleştiriyoruz, tüm işlemlerin elektronik yapıldığı kağıtsız ihracat uygulamasına geçiyoruz.” dedi.

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Ticaret Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen “İhracatta Dijital Gümrük Tanıtım Toplantısı”nda yaptığı konuşmada, 2019’un bakanlık için icraat yılı olacağını söyledi.

Dijitalleşmenin ‘mega trend’ olarak dış ticareti ve buna bağlı olarak ülkelerin rekabetçiliğini doğrudan etkilediğini belirten Pekcan, “Blokzincir, yapay zeka, büyük veri, nesnelerin interneti gibi teknolojiler sayesinde artık eski modeller geçerliliğini yitiriyor. Bunlar önümüzdeki dönemde rekabetin koşullarını belirleyen alanlar olacak. Bu dönüşüm sürecinde ülke olarak geri kalmamız tabii ki söz konusu değil. Memnuniyetle söylüyorum ki biz treni kaçırmadık, doğru yoldayız.” diye konuştu.

Bu büyük dönüşüm ve değişim noktasında stratejik konumda bulunan Türkiye’nin, önemli bir transit merkezde yer aldığına dikkati çeken Pekcan, dünyanın her yerinde Türkiye markasını tanıtmak amacıyla ihracatı güçlendirecek adımlar atmaya devam ettiklerini, üreticileri ve ihracatçıları desteklediklerini bildirdi.

Pekcan, iç ticarette, dış ticarette ve gümrüklerde zorunluluk olan dijitalleşmeyi ve e-ticareti ön plana çıkarmayı hedeflediklerini ifade ederek, hizmetlerin tamamında, elektronik sistemleri esas alan uygulamalara ağırlık verdiklerini dile getirdi.

Türkiye’de ticari faaliyetlerin şeffaf, hızlı, kolay ve güvenli bir biçimde yürütülmesi ve ticaretin kolaylaştırılması amacıyla çok önemli düzenlemeler yaptıklarına işaret eden Pekcan, şöyle konuştu:

“Gümrüklerimizin modernleşmesi ve gümrük süreçlerimizin dijitalleştirilmesine yönelik çok önemli çalışmaları hayata geçirdik. Bakanlığımızın verdiği tüm hizmetlerde belgelerin tamamen elektronik ortamda işlem görmesini hedefliyoruz. Göreve geldiğimden bugüne, Tek Pencere, Liman Tek Pencere, Konteyner ve Liman Takip Sistemi, Serbest Bölge Giriş Çıkış Programı gibi birçok projenin yaygın bir şekilde kullanılması üzerine takiplerimizi yaptık. Şimdi de ihracatta büyük dönüşüm gerçekleştiriyoruz. Tüm işlemlerin elektronik yapıldığı kağıtsız ihracat uygulamasına geçiyoruz. İhracat beyannamesine ekli belgeler, memur işlemleri, dilekçeler ve memur ile beyan sahibi arasındaki her türlü iletişim tamamen elektronik ortama ve kayıt altına alınıyor.”

KAĞITSIZ GÜMRÜK UYGULAMASINA 30 NİSAN’DA BAŞLANACAK

Pekcan, ilk aşamada Bakanlık ile diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından aranan belgelerin Tek Pencere Sistemi üzerinden alınmasına ilişkin çalışma yaptıklarını anımsatarak, geçiş sürecinde tam 154 belgeyi elektronik ortama taşıdıkları bilgisini verdi.

Sistemin denemelerini Esenboğa Havalimanı, Ambarlı, Atatürk Havalimanı ve Ankara gümrüklerinde yaptıklarını belirten Pekcan, “Türkiye’deki bütün gümrüklerimizde kağıtsız elektronik ortamda ihracata 30 Nisan itibarıyla geçiyoruz.” ifadesini kullandı.

Pekcan, bu tarihten itibaren ticaret erbabının yol ve zaman masrafına katlanmadan ihracat beyannamesi ve eklerini ofisinden verebileceğini vurgulayarak şunları kaydetti:

“Kağıtsız beyanname uygulamalarıyla mükelleflerin gümrük işlemlerinde çok önemli maliyet kalemi olan zamandan ve arşivleme maliyetinden de hem Bakanlığımız hem de ihracatçılarımız kurtulmuş oldu. Personelimiz tarafından yapılan müzekkere düzenleme, gözetim uygulaması, dilekçe gibi tüm işlemler sistemde yer alacak ve gümrük işlemleri şeffaf ve güvenilir bir şekilde gerçekleştirilebilecek. İzlenebilirlik ve güvenlik açısından da baktığımızda ihracat işlemlerinin tüm süreçleri elektronik ortamda sistem üzerinden takip edilebilecek. “

“ÜLKEMİZİN DÜNYA E-TİCARETİNDEN ALDIĞI PAY ARTTIRILACAK”

Pekcan, yetkilendirilmiş yükümlü statüsü, ihracatta yerinde gümrükleme, liman tek pencere, sanal sıra, konteyner ve liman takip sistemi gibi pek çok uygulamayla gümrük işlem süreçlerini kolaylaştırdıklarını, firmalara maliyet avantajı ve rekabet gücü kazandırdıklarını ifade etti.

Bakanlık olarak kamuda yeni yönetim modellerinin ve yeni nesil teknolojilerin dış ticaret politikalarına entegre edilmesi yönünde sağlam adımlar attıkları vurgulayan Pekcan, özellikle blokzincir ve davranış bilimleri konularında çalışmalar yürüttüklerini anlattı.

Pekcan, dış ticarette tüm ilgili tarafların blokzincir üzerinden veri yönetimi sağlaması sayesinde firmaların dış ticaret süreçlerini çok daha hızlı ve maliyetsiz gerçekleştirmelerini sağlayacaklarını dile getirdi.

Türkiye’nin e-ticaret konusunda büyük potansiyele sahip olduğuna dikkati çeken Pekcan, “Güvenlik, gizlilik ve hizmet kalitesi konularında yaşanan endişeler sebebiyle elektronik ticaret toplam ticaretimize yüzde 4,1 olarak yansımıştır. Bu alanda dünya ortalaması yüzde 9,8.” ifadelerini kullandı.

Pekcan, bu kapsamda Bakanlık olarak “e-İhracat Stratejisi ve Eylem Planı” yürüttüklerine işaret ederek, şunları kaydetti:

“Hayata geçireceğimiz uygulamalarla, hem firmalarımıza her türlü teknik destek verilecek, hem de hedef ülke ve e-ticaret sitelerinde mal ve hizmet satılması desteklenerek ülkemizin dünya e-ticaretinden aldığı pay arttırılacaktır. Tüketicilerin güven algısının iyileştirilmesi ve elektronik ticarette güven ortamının tesis edilmesi için gerekli düzenlemeleri yapıyoruz. Güven damgasını internet sitesinde gören vatandaşlarımız e-ticaret sitesinin güvenilir bir otorite tarafından denetlendiğini bilecek. Ayrıca, e-ticaret yapan işletmelerin ulaşılabilir olması ve sağlıklı takip edilmesi amacıyla Elektronik Ticaret Bilgi Sistemi’ni kurduk. Ülkemizin temel veri tabanından olan Merkezi Sicil Kayıt Sistemi’ni (MERSİS) daha kullanılabilir hale getirdik.”

Toptancı hali içinde veya dışında işlem gören sebze ve meyvelerin cinsine, miktarına, fiyatına, alıcısına, satıcısına ve üretim yerine ilişkin bilgilerin elektronik ortamda tutulmasını sağlamak amacıyla Hal Kayıt Sistemi’ni ve mobil uygulamasını devreye aldıklarını anımsatan Pekcan, Perakende Bilgi Sistemi’nin (PERBİS) kurulmasına yönelik çalışmalara da başladıklarını aktardı.

“AKILLI İHRACAT PLATFORMU’NU HAYATA GEÇİRECEĞİZ”

Bakan Pekcan, ihracatçıların tüm verilere, desteklere, bilgi ve belgelere tek elden ulaşabilecekleri “Akıllı İhracat Platformu”nu hayata geçireceklerini vurgulayarak, “Söz konusu platform, ihraç pazarları, ihraç ürünleri ve ihracatçı özelinde önerilerle, ihracatımızı artırmaya dönük faaliyetlerimize destek verecek. İhracatçılarımızın kendilerine sağlanan desteklerden kağıt ortamından ari şekilde, tüm işlemlerin dijital ortamda çok daha hızlı yapabilmesine olanak sağlayacak Devlet Destekleri Otomasyon Programı da 2019 sonunda devreye girecek.” diye konuştu.

Teknolojiyi kullanan firmaların önündeki mevzuat engellerini kaldırmanın oldukça önemli olduğunu vurgulayan Pekcan, “Mevzuatın gelişen teknoloji ile uyumsuz olması büyük bir kaynak israfıdır ve tolere edemeyiz. Bu yönde çalışmalara da aktif olarak başladığımızın müjdesini vermek istiyorum.” ifadelerini kullandı.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle de Bakanlığın çalışmalarıyla tamamlanan kağıtsız gümrük uygulamasının hayata geçirileceğine dikkati çekerek, bunun tüm işlemleri daha hızlı ve güvenilir hale getireceğini söyledi.

Yeni uygulamalarla ihracatta yeni rekorlara ulaşılacağına işaret eden Gülle, önümüzdeki günlerde bavul ticareti yapanlarında ihracatlarını dijital olarak kayıt altına alacaklarını belirtti.

Konuşmaların ardından, Esenboğa ve Ankara Gümrük Müdürlükleri ile gerçekleştirilen canlı bağlantıda İhracatta Dijital Gümrük Uygulaması’na ilişkin iki işlem Bakan Pekcan’ın talimatıyla onaylandı.